ÖRNEK ELEŞTİRİ- (Andy Warhol- Campbell’s Soup)

 

Andy Warhol- Campbell’s Tomato Soup

1. BETİMLEME (DESCRIPTION): Tam olarak neler görüyorsun ortaya koy.

Serigrafi baskı, konserve çorba, büyük, temel renkler kullanılmış, gerçekçi biçimde resmedilmiş, fotoğraf değil resim (illustrasyon), bazı detaylardan yoksun, pek çok miktarda üretilen bir ürünün örneği.

2. ÇÖZÜMLEME (ANALYSIS): Sanatçının amacı, beklentileri ve eser hakkında sorgulama.

Neden Warhol, fotoğrafını çekmek yerine bu kutunun resmini baskı yöntemiyle yapmış?

Bir sanat eseri ile bir çorba kutusu arasındaki benzerlikler nelerdir?

Bir sanat eseri ile bir çorba kutusu arasındaki ayrıştırıcı özellikler nelerdir?

Bu eser, daha evvel sanat eseri olarak gördüğümüz eserlerden ne bakımdan farklıdır?

Warhol bu eseri yaptığında, Amerikan toplumunda neler oluyordu?

Bu eserle, Warhol’un yetiştirilmesi ve kültürel kökeni arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

3. YORUM (INTERPRETATION): Eser hakkında, deneyim hakkında yorumlar.

Warhol bu eseri ile, sanat eseri olarak yüceltilen eserlere ve yüksek sanat kavramının oluşturduğu anlamlar bütününe meydan okumaktadır. Çokça üretilen, kolayca bulunan, herkes tarafından bilinen bir konserve kutusunun aynısının serigrafı baskı ile çoğaltılmış bir resmini yapmıştır. Bu tavrıyla sanatçı, izleyiciyi düşünsel bakımdan zorlayıp, bir eseri sanat eseri yapan nedir? Ve Sanat eserini entellektüel bakımdan yüksek konuma yerleştiren nedir? Bu soruları düşünmeye yönlendirmek istemiştir.

Campbell’s soup hayran olunacak bir sanat eseri değildir, diğer ünlü ressamların resimlerinde olan etkileyici parlak renkleri göremiyoruz bu resimde. Pollack veya Van Gogh resimlerinde gördüğümüz, sanatsal etkideki impasto tekniğini de göremiyoruz. Bu baskıdan çok miktarda çoğaltıldığından dolayı, diğer ünlü sanat eserlerini gördüğümüzde hissettiğimiz gibi hissedemiyoruz, çünkü onların tek bir örneği varken, özelken, bu baskının çok miktarda örneği var. Sanat hayatı boyunca Warhol, popüler kültürden esinlenmiş, yaratıcılık anlamında ondan beslenmiştir. Grafik tasarımcı olarak mesleği ona, görsel eserleri bolca üretip, bolca çöpe atmayı öğretmiştir, halkın hoşuna gidecek görseller üretmeyi öğretmiştir. Sanatsal anlamda üretime başladığında da Warhol, önceki düşünce yapısını devam ettirmiştir. Hızlı yap, çok yap, görsel olarak insanlar neyi görmek istiyorsa onu üret, toplum bilinciyle özdeşleşmiş simgeleri kullan. Warhol’un resimlerinden Elvis, Marilyn Monroe, Jacky Onassis, ve Mao Zedong resimleri portre olmaktan çok birer ikondurlar. Bu eserlerin sadeliği ve karmaşıklıktan uzak ifadeleri, onları kolayca tanınabilir, ikon anlamında tanınabilir eserler yapmıştır; ancak bu kişilerin gerçek anlamlarına ilişkin daha fazla bilgi sunmazlar. Benzeri şekilde bu konserve kutusu sanatsal anlamda veya realistic anlamda detaylar içermez; kutunun içindekileri listeleyen etiket dahi görülmemektedir. Ancak, bu eser Amerika’nın tüketim temelli kültürünü simgeleyen geçici bir ikon olarak yerleştirilmiş bir görselliktir. Warhol bu anlamda Amerikalılara kendi kültürlerini tanıtmak için, kolayca tanınan, simgeleşmiş bir anlamı olan, kolayca anlaşılabilir bir görüntü sunmuştur. İşlemlendirilmiş, paketlenmiş, atılabilir bir ambalaj içinde, kolayca bulunabilir, ve saklanabilir; bu anlamda tüketici toplumunun bir simgesi olarak bu imaj Amerikan bayrağıyla neredeyse özdeşleştirilmiştir. Aynı zamanda bu ikon, Batı kültürünün simgesel bir ifadesidir.

Her ne kadar, Warhol ısrarla işlerinin her hangi bir anlamı olmadığını söylemişse de, onun bu tür işleri Amerikan sanatında ikon haline gelmiştir. Market rafından alınıp konulmuş gibi duran böyle bir işe pek çok anlamlar yüklenmesi gerçekten etkileyicidir, ve bu anlamda bir sanat eseri olarak görülmesi bazıları üzerinde şaşkınlık yaratmıştır. Görüleceği üzere, sanatçılar bazen öyle ilham kaynakları bulur ki, başkaları göremeyebilir… Campbell’s kutusu, kendini en basit simgesellikle, en güçlü şekilde ifade edebilen güçlü bir sanatçının nadide bir örneğidir.

4. YARGI (JUDGEMENT): En basit ve sade görselliğiyle bu eser yüksek miktarlarda üretilen endüstriyel ürünleri en iyi şekilde ifade etmektedir. Hayranlık uyandıracak bir diğer konu, bir ressamın böyle bir yaklaşımla “Yüksek Sanat” kavramını kavramsal olarak tartışmanın odağına getirebilmesi, sanatın ne olduğu konusunu bir kez daha en basit dolambaçsız bir ifadeyle sormasıdır. Bu anlamlarıyla zaten başlı başına geleneksel olana bir meydan okumadır. Böyle bir yaklaşımla, Warhol elinde dijital kamera olan herhangi birinin sanatsal ürünler ortaya koymasını mümkün kılmıştır. Günlük hayatta en sıradan biçimde bizi çevreleyen bir görselliği bu anlamda bir anda sanat kategorisine koymuştur Warhol. Hatta tüketime kadar ki kısa ömürleri süresince, çöpe atılana kadar bazı ürünlerin sanatsal değer taşıyabilecekleri fikri devrim niteliğindedir. İnanmıyorsanız, elinize aldığınız her hangi bir ürünün paketini inceleyin. Grafik tasarımcılar bu görsel ürünleri tasarlamak için uzun zamanlarını harcayabilmektedirler. Warhol’dan sonra dünya çapında popüler kültüre ve onun ürünlerine bakış açısında devrim niteliğinde bir değişiklik olmuştur.

Reklamlar

About Rasim Basak, Ph.D.

Faculty member. Uludag University, Bursa, Turkey
Bu yazı SANAT ELESTIRISI içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s